Efe ÇİFTCİ

Bilgisayar Mühendisi, Özgür Yazılımcı, Trekkie.

Bilgisayarlarla Zorunlu Gelen Windows’lara Son 15 Aralık 2009


Bugüne kadar ülkemizdeki bilgisayar satan mağazalarda hepimizin karşılaştığı bir durumdur bu. Yeni bir dizüstü bilgisayar satın almak isteyen müşteri, genellikle donanımı sabit parçalardan oluşan dizüstü bilgisayarlar arasında bir tercih yapmak zorundadır; yani “Ben X marka, Y model bir dizüstü bilgisayar almak istiyorum fakat işlemcisi Z olsun” deme fırsatına sahip değildir. Müşterinin alacağı donanım ne kadar değiştirilemezse, ödeyeceği miktar da aynen o kadar sabittir.

Fakat ne yazık ki durum pek de öyle değil. Birçok dizüstü bilgisayar üreticisi ile önceden anlaşmalara imza atmış olan Microsoft, bu satılan dizüstü bilgisayarlar üzerinde kendi işletim sistemi olan Windows’un kimi zaman çok kısıtlı olabilen sürümlerini (Home Basic nasıl bir isimdir yahu?) müşteriye zorunlu olarak dayatmakta ve “bilgisayarın sabit bir parçası olmayan“, yani “değiştirilebilir” bir maddesi olmasına rağmen zorunlu olarak sabit bir parça gibi fatura etmektedir.

Bugüne kadar bu hareketin sebebi olarak duyduğum tek iddia “Sattığımız bilgisayarların kullanılabilir durumda olması gerekiyor” oldu. Kimi kandırıyorsunuz? 2 ay önce dizüstü bilgisayar alırken test amaçlı olarak sırayla Kubuntu CD’sini taktığım tüm bilgisayarlar mükemmel çalışmaya devam ediyordu. Hatta şu an bu yazıyı yazdığım, üzerinde Kubuntu çalıştıran bu bilgisayarı  Kubuntu ile mükemmel bir şekilde çalıştığı için satın almıştım 🙂

Ama tabii ki işler müşterinin istediği şekilde değil, üst taraftan yapılan baskıyla yürümekte. Yani ülkemizde müşteri bu durumdan rahatsız olsa da mecburen bu yapışık Windows işletim sistemini de satın almak zorundadır. Eğer üzerinde Windows bulunmayan bir bilgisayar satın almaya kalkışırsak, bu sefer de istediğimiz donanımın çok çok düşüğüne sahip bilgisayarlar arasında tercih yapmak zorunda kalıyoruz.

Bundan aşağı yukarı bir yıl kadar önce, Linux Kullanıcıları Derneği üyesi ve Pardus Kullanıcıları Derneği başkanı Av. Nihad Karslı, yeni aldığı dizüstü bilgisayar üzerinde gelen Windows işletim sistemini istememesi üzerine, yani aynı rahatsızlıktan ötürü bu gidişe bir dur demek için dava açmıştı. Aradan geçen 1 yıl uzun bir süre gibi gözükse de, açılan bu dava nihayet dün olumlu şekilde sonuçlanmış: Ankara 1. Tüketici Mahkemesi, alınan yeni bilgisayar ile gelen Windows bedeli olan 140 TL ile faizinin kullanıcıya geri ödenmesine karar verdi.

Bu şu demek: yakın zamanda doğru şekilde duyurular ve bilgilendirmeler yapılırsa artık yeni bilgisayar satın alacak olan müşteriler, tercihen üzerinde işletim sistemi gelmeyen bilgisayarlar alabilecekler ve buna göre ödeyecekleri fatura bedeli normalde olması gerektiğinden daha az olacak. Peki bunun ne avantajı olacak? Son kullanıcı perspektifinden yorumlar yapmak gerekirse:

  1. Kendi içinde bulunduğum bilgisayar kullanıcıları açısından bakarsak; bilgisayar üzerinde gelen Windows işletim sistemini işimize yaramadığı ve zaten en baştan satın almak istemediğimiz için 5 dakika bile kullanmayıp yerine bir Linux dağıtımı kurabilmek için direkt silen, yani cebimizden çıkan 140 TL’leri ilk 5 dk içinde yakmak zorunda kalan bizlerin bilgisayarlarını daha severek, daha kesin bir kararla, daha özgür bir şekilde almasına yol açacak.
    Bazen oradan buradan sesler duyuluyor, “Hazır bilgisayarlar ile gelen Windows’ların lisans bedelleri aslında normalin çok çok altında, en fazla 10-15 TL’dir, bir öğle yemeği parası kadardır, son kullanıcının cebini yakan birşey değildir, fazla mızmızlanmayın“. Peki eğer gerçekten bu denilen söz doğru olsaydı, mahkeme niçin 1 yıl süre dava sürecinin sonunda 140 TL geri ödenmesini haklı görmüş olabilir?
  2. MSDN Academic Alliance veya adını bilmediğim çeşitli ücretsiz Microsoft yazılım kanalları aracılığıyla, bilgisayarlar üzerinde gelen Windows’ların çakma sürümlerinden (Home Basic demiştik dimi?) daha yüksek kullanışlılığa sahip sürümlere ücretsizce sahip olabilen insanların da paraları yine aynı şekilde ceplerinde kalmış olacak.
  3. Her halukarda korsan yazılım kullanma açlığını bastırmak için eline geçen CD/DVD’den Windows (neydi.. Ultimate?) kuran insanlar da var tabii ki, onların bu yeni düzenlemeyi sadece kötüye kullanacaklarını tahmin edebilmek pek güç değil. Onlara lafım da yok zaten, onlar apayrı bir başlık altında incelenmesi gereken insanlar.

Son kullanıcı perspektifinin yanı sıra, olaya satıcı yönünden de bakalım. “Microsoft ile anlaşma yapılmayınca bilgisayar satılamıyor” diye bir kural yok, bakınız ülkemizde bir süredir üzerlerinde Pardus kurulu gelen hazır bilgisayarlar satan markalar mevcut. Bu yeni düzenleme sayesindeyse yakın gelecekte bilgisayar mağazalarında bu tür bilgisayarları eskisinden daha fazla miktarda görebileceğimiz sonucuna varabiliriz.

En son olarak, olaya Microsoft perspektifinden bakmaya çalışmak isterdim ama malesef bugüne kadar devam etmiş olan bu haksız kazanç lehine yorum yapacak havamda değilim 🙂